Dijital Çağda Yazılı Basın

Y Kuşağında Liderlik
5 Ağustos 2019
Girişimcilere Kitap Önerileri
19 Ağustos 2019

   Herakleitos “Değişmeyen tek şey değişimin kendisidir.” dediğinde çevresindekilerin bir kısmı onu desteklemiş bir kısmı ise değişime karşı direnç gösterebileceğini savunmuştur. Er ya da geç birçok kişi bu denklemin içinde doğduğunu kabul etmektedir. Değişim gelişimi doğurur ancak bu sürecinin çeşitli boyutları vardır. İnsanoğlunun varoluşuna karşın bir tehdit unsuru oluşturduğu an döngü yeni bir boyuta taşınır.

Zaman içinde kullandığımız araçlardan yediğimiz içtiğimiz şeylere, düşünce yapılarımıza kadar değişimler hayatımızın olmazsa olmazıdır. Eskiden “ Şu yere nasıl gidebilirim?” sorusuna karşın ellerimizde bir yol haritası olurdu. Zaman içinde katlanılabilir cep haritalar çıktı, değişim yine varlığını sürdürürken bu sefer haritalar telefon dediğimiz iç içe girmiş algoritmalara bırakıldı. Artık yollarda harita incelemektense bize seslenen sese kulak kesilir olduk. Hayatımızı kolaylaştıran yeniliklerle zamanla daha da bağdaştık. Kitaplarımızı, gazetelerimizi, oyunlarımızı sanal bir dünyaya bahşederek ellerimizde gün geçtikçe incelen, değişen telefonlar belirdi. Refah seviyemizdeki değişimler bizleri tatmin ederken değişim süreci durmak bilmedi. Zaman içinde elimizde ne bir gazete ne de bir dergi kaldı. Başta olumlu gözüken bu değişimlerin yan etkileri nüksetmeye başladı. Sürekli bizlerle olan ışınlar gözlerimize zarar verirken diğer yandan gözle görülmeyen radyoaktif dalgaların bağımlısı olduk. Yine tüm bu olanlar için yeni bir mekanizma arayışına geçti insanoğlu ancak bu sefer devam eden nesil algıda seçicilik yarattı. Dokunarak, yaşayarak öğrenen bireyleri unutkanlıkla yok saymaya kalktık. Oysa ki en temel öğrenme biçimiydi Kinestetik Öğrenme. Yeni basım yazılı bir kaynağın tadından bahsedemez, hissedemez olduk. Kelimelerle buluşmuş üzüntüler, sevinçler basınla paylaşılırdı. Kimimiz bir röportajda kimimiz bir yazıda bir posterde kendinden parçalar bularak başuçlarımıza koyar onlarla güçlenirdik. Dergilerin, kitapların ağırlığından kaçarken ruhumuzda oluşan ağırlığı fark edemez olduk.

E-dergi ve e-kitaplar bulunduğumuz teknoloji çağında olukça yenilikçi ve kullanışlı gözükse de avantajları kadar dezavantajlarını da unutmamak gerekir. Hiçbirimiz okumamız sırasında şarj yüzdesine bağlı kalmak istemeyiz. Bununla beraber kullandığımız cihaza bağlı olarak çözünürlük problemleri peşi sıra bizleri takip eder. Tüm bunları en gelişmiş cihazlarla alt ettiğimizi varsaydığımızda bu sefer Türkçe e- kitaplardaki arşiv yetersizliği ile yüzleşiriz. E-dergilerde, e-kitaplarda okuduğumuz kitapları, röportajları yasal sebeplerden arkadaşlarımızla paylaşamamak da bilginin paylaştıkça çoğaldığı ideolojisi için büyük bir vurgun yaratacaktır.   

Değişimin yazılı basıma vurması bizleri farkında olmadan etkilemeye devam ederken seçim hakkının bizde olduğunu unutmadan yaşamalıyız. Değişimler kaçınılmazdır, önemli olan değişimin boyutudur. Varoluşun temel basamaklarındaki “özgürlük” kavramından da yola çıkacak olursak bireyler kör kütük kendilerini tek bir kaynağa bağlamamalıdır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir