Anasayfa Yayınlarımız Kariyeriniz ve Siz Röportaj: L’Oréal e-strat Challenge 6’da Dünya 1.’si Türkiye'den
Röportaj: L’Oréal e-strat Challenge 6’da Dünya 1.’si Türkiye'den PDF Yazdır e-Posta
Yayınlarımız - Kariyeriniz ve Siz

L’Oréal e-strat Challenge 6’da Dünya 1.’si olan Abdullah Bozçam, Onur Yurtcanlı ve Seçkin Karataş ile yapılan röportaj

Bu yarışmaya katılmaya nasıl karar verdiniz? İlginizi çeken neydi?

e-Strat’ı, her sene gerçekleşen tanıtımları sebebiyle, okuldaki ilk senemizden beri iyi tanıyoruz. İlk duyduğumuzdan beri, e-Strat bizde kendimizi sınayabileceğimiz, ciddi ve bir o kadar eğlenceli bir yarışma imajı oluşturmuştu ve yarışmanın uluslararası nitelikte olması da katılmamız için önemli bir etkendi.

Bir araya gelmeden önce, farklı bakış açılarına sahip insanlardan oluşan bir takımın başarılı olabileceğini düşünüyorduk, üçümüz de birbirimizden çok farklıyız ve belki de bu e-Strat’a beraber katılmamızı sağladı.

Nasıl bir yarışmaydı? Ne yönleriyle “challenging”di?

Challenge olgusu, yarışmanın daha ilk etabından sizi sarıyor. Çok basit bir örnek vermek gerekirse, dünyanın dört bir yanından binlerce takımla üst sıralarda yer alabilmek için yarışıyorsunuz. Öte yandan yarışmanın simülasyon kısmında sanal bir kozmetik pazarı var ve burada da rakip firmalar yer alıyor. Yani yarışmada başarılı olmak için her adımda ve her platformda daha iyiyi hedeflemek zorundasınız. Bunun dışında yarışmaya bakarsak, ilk etapta ciddi bir bütçe planlama ve iş stratejisi bilinci gereksinimi söz konusu. Bu etapta bir kozmetik firması iş dünyasında ne yapıyorsa, hemen hemen bütün bu yaptıkları hakkında kararlar almak zorundasınız ve başarı sizin stratejinize bağlı. Ama bütün bunlar oyunu oynamayı düşünenlerin gözünü korkutmamalı çünkü kararlarınızı verebilmek için her hafta sonu 3-4 saatinizi ayırmanız yeterli.

Başarılı olur da yarı finale kalırsanız, iş planı yazıp vizyonunuzu ve stratejilerinizi çok iyi anlatmanız gerekiyor. Finalde ise jüriye yaptığınız sunum çok ayrı bir hazırlık gerektiriyor. Yarışmaya geri dönüp baktığımızda söyleyebiliriz ki çok şey öğrendik, kendimizi birçok konuda sınayıp geliştirdik.

Ne hedefleyerek yola çıktınız?

Aslında herkes gibi bizde, başta derece almayı hayal ederek yarışmaya katıldık. Ama daha sonra anladık ki, Türkiye’nin içinde bulunduğu bir gruptan birinci çıkmak hiç de kolay değil; çünkü özellikle Türkiye’den gerçekten çok zorlu takımlar vardı.

Uzun vadeli hareket etmemiz sayesinde, daha sonraları hızla yukarılara tırmandık ve yarı finalin ardından, kendimizi finalde bulduk. Finale kaldığımızda ise, yarışma tamamen farklı bir boyut kazandı, çünkü artık uluslararası bir ortamda Türkiye’yi temsil etmenin yükümlülüğünü üzerimizde hissediyorduk. Amacımız önce Türkiye’yi başarılı bir şekilde temsil etmek, ama aslında Paris’ten derece alarak dönmekti.

Paris’teki uluslararası finalden bahsetmeniz gerekirse... ?

Herhalde üçümüzde orada yaşadıklarımızı hayatımızı boyunca unutamayız, inanılmaz bir deneyimdi. Paris’teki ikinci günümüzde, sunumumuzu L’Oréal’in genel merkezinde çok prestijli bir jüri karşısında gerçekleştirdik. Aynı günün akşamı, ödül töreni için Eiffel Kulesi’ndeydik; ortam gerçekten muhteşemdi, Dünya’nın dört bir köşesinden gelen öğrenciler, üst düzey L’Oréal çalışanları, akademisyenler, bürokratlar ve basın mensupları, altı aylık maratonun sonunda, kazananları görmek için oradaydılar.

Başarınızı neye borçlusunuz ve bu seneki katılımcılara neler tavsiye edersiniz?

Başarımızı farklı bakış açılarına sahip, birbirini tamamlayan, çok iyi strateji üretip, iyi kritik yapabilen, özgüveni yüksek bir takım olmamıza ve başarılı bir vizyona borçluyuz.

Yarışmada başarılı olabilmek için uzun vadeli düşünmek çok büyük önem taşıyor. Ayrıca, pazardaki trendleri başarılı bir şekilde öngörüp, verileri iyi analiz edip, tüm kararları belli bir mantığa dayandırarak vermek de oldukça önemli. Sunumda ise özgüven ve samimiyet bizi başarıya götüren faktörler oldu.