Anasayfa Yayınlarımız Kariyeriniz ve Siz Gelecekteki Çalışma Alanınız ve Muhasebe
Gelecekteki Çalışma Alanınız ve Muhasebe PDF Yazdır e-Posta
Yayınlarımız - Kariyeriniz ve Siz

İstanbul Üniversitesi İşletme Fakültesinin öğrencileri, eğitimleri boyunca çok sayıda muhasebe dersi alırlar. Ancak, bazı ayırımların daha net olarak görülmesinde yarar vardır. Muhasebe, sadece bu alanda çalışacak olanların bilmesi gerekli olan bir konudan daha öteyedir.

Herhalde ortaokul yıllarımdı. İlk kez “muhasebeci” sözcüğünü duyduğumda, önemsiz kayıtlarla uğraşan bir meslek diye düşünmüştüm. Aradan yıllar geçti. Ben de bu satırları okuyan bir çok kişi gibi, ama onlardan çok daha az bilgiyle (çünkü henüz mezun vermemiş, çok yeni bir fakülteydi), İstanbul Üniversitesi İşletme Fakültesi’ne girdiğimde ilk dersimiz muhasebeydi. Ben yanlış tercih mi yaptım? Ne yapacağız bu konuyu diye düşünmüştüm. Son sınıfta, bölüm tercihi yaparken de (o yıllarda son sınıfta bölümlere ayrılırdık) muhasebeyi değil, pazarlamayı seçmiştim. Ama büyük konuşmamak lazım. Yılları yıllar kovaladı ve ben yirmiüç yaşımdan bu yana muhasebenin tam içine düştüm. Tabii ki, bu sürede muhasebenin ne olduğunu veya olmadığını öğrendim. Hala da öğrenmeye devam ediyorum.

Alacağınız herhangi bir muhasebe kitabının hemen ilk sayfalarında, muhasebenin bir bilgi sistemi olduğu yazar. Yanlış olduğunu kimse söyleyemez. Ama bu ifade, her ülkede veya bizim ülkemizde, muhasebenin bu fonksiyonu layıkıyla yerine getirdiği anlamını taşımaz. Ben, ülkemizde muhasebenin etkin bir bilgi sistemi olduğunu maalesef söyleyemem. Bu nedenle, genç mezunların önlerinde yapacakları o kadar önemli işler vardır ki..

Genellikle, genç mezunlar iyi bir iş bulma heyecanını yaşarlar. Belki haklıdırlar da.. “Beni acaba kabul ederler mi?” sorusu, onların bu günlerde akıllarını kurcalayıp durur. Ama ne olur; bir değişiklik yapsınlar, “hangi işi kabul edeyim” sorusuna cevap arasınlar, ve bunu yapabilecek biçimde kendilerini donatsınlar. İnanın, böyle cesur mezunlara o kadar ihtiyaç var ki.. Bugün ülkemizde VUK, SPK, UFRS vb. gibi farklı mevzuata göre olmak üzere, birden fazla mali tablo hazırlayan nice büyük ve değerli kuruluşumuz var. Genç mezun, isterim ki bu kuruluşlara girdiğinde, hangi esaslara göre tablo hazırlandığını öğrenmekten öteye geçsin, kurumun en önemli yöneticisine “ne yapıyorsunuz, bir şirketin birden fazla tablosu olur mu” diyebilsin.. Bu gerçekleşmediği sürece muhasebenin bilgi sistemi tanımı, kitapların kenar süsü olur. Üniversitenin fonksiyonu da; bilimsel dünya bilgisi ile donanmış mezunlar yetiştirilmesi olmak yerine, meslek elemanı yetiştirmek biçimine dönüşür.

İstanbul Üniversitesi İşletme Fakültesinin öğrencileri, eğitimleri boyunca çok sayıda muhasebe dersi alırlar. Ancak, bazı ayırımların daha net olarak görülmesinde yarar vardır. Muhasebe, sadece bu alanda çalışacak olanların bilmesi gerekli olan bir konudan daha öteyedir. Çok büyük bir kuruluşun, yönetim kurulunun üyesi olduğunuzu varsayınız. Karın ne olduğunu, hangi muhasebe politikalarıyla oluştuğunu bilmezseniz, ortaklar genel kurulunun size emanet ettiği görevi, nasıl etkin biçimde yapabilirsiniz ki? Maliyet kavramının ayrıntılarını bilmeden nasıl çok başarılı bir üretim yöneticisi olabilirsiniz, veya pazarlama giderlerinin mali tablolardaki sınıflandırılmasını bilmeden, iyi analizler yapabilmeniz mümkün olur mu?

Ancak, esas olarak muhasebe verilerini işleyen bir kişi olmayı düşünüyorsanız, yine şunları bilmenizde yarar vardır. Ülkemizde “muhasebeci” tanımı, geleneksel olarak vergi mevzuatı çerçevesinde, mali kayıtları yürüten kişiler olarak algılanır. 1989 yılında bir meslek kanununa kavuşmuş ve SM, SMMM, YMM gibi ünvanlarla donatılmış olan muhasebecilerin temel uğraşısını, vergi mevzuatı oluşturur. Yaptıkları iş çok değerlidir, ancak kuruluşların yönetimi için gerekli olan yönetim muhasebesi tekniklerini ön plana aldıklarını söylemek çok zordur. Esas olarak işletme dışına, orada da Maliye’ye yönelik raporları hazırlamak veya tasdik etmekle doludur zamanları. Mezunlarımızın bu alanlara yönelmeyi düşünenleri olabilir, olmalıdır da. Ancak, çok geniş bir dünya görüşü ile girmelidirler bu alana. İster bağımsız çalışsınlar, isterse bir kuruluşta bağımlı olarak görev yapsınlar, işlerini yalnızca fiili kayıtların mali mevzuata göre yürütülmesi ile sınırlamamalıdırlar. Hem sonra düşünsenize, işletme yönetimi derslerinde bir yöneticinin fonksiyonlarının planlama, yürütme ve kontrol olduğu defalarca öğretilir. Geleceği planlamayan, bütçe tekniklerini kuruluşuna aktarmayan muhasebeci olur mu? Olursa yeterli görür müsünüz? Biz geçmişte yaşadık, bitti.. Ama daha yaşarsak, bu gelecekte olacak. Sadece geçmişin kayıtlarına gömülmeyi, çağdaş hangi muhasebeci kabullenebilir?

Ayrıca ülkemizde vergi amaçlı kayıt tutma hakimiyetinin, gelecekte tüm işletme dışı ilgililere gerçekçi bilgi verme boyutuna geçeceğini asla unutmayınız.. Muhasebecilerin efsane el kitabı VUK, tabii ki yine olacaktır. Ama ülkemizde önce UMS (UFRS), sonra BDDK ve SPK, şimdi ise TMS ile değişim çanları sonuna kadar çalmaktadır. Bunun farkına varmayan muhasebecilerin, meslek değiştirmek zorunda kalabileceklerini söylemek ise asla kehanet değildir.

Keza, ülkemizde her geçen yıl daha da genişleyen bir dış denetim düzeni vardır. Evet, kesinlikle yeterli değildir. Ama her yıl daha da önem kazanmaktadır. Bu alanda görev yapmak da, muhasebeyi esas uğraşısı olarak düşünen bütün genç mezunlara önerilecek niteliktedir.

Yıllar önce benim için bir bilinmeyendi muhasebe.. Bugün ise mutluyum, bu alanda çalışmış olmaktan.. Ama daha işimiz çok. Bankaların yarım yüzyıldır, SPK kapsamındaki kuruluşların çeyrek asırdır gazetelerde yayımlanan mali tabloları, kamuoyunca anlaşılmadığı sürece, bilgi sistemi olamaz muhasebe... Ülkemizde gerek ekonomik olarak, gerekse işletmeler düzeyinde yaşanan tüm sıkıntılarda, bilgi eksikliğinin rolü açık farkla birinci faktördür. Zor değil ki onları anlaşılır yapmak, yeterki bir çarkın dişlisi olmayın, çarkın kendisi olmaya niyet edin..